Âşık olduğumuzda aklımıza gelecekte acı çekme ihtimali gelmez. Aşkın başlangıcında, bizim için, neşe ve karnımızda uçuşan kelebeklerden başka bir şey yoktur. Her şey “onunla” güzel, hatta mükemmele yakındır.

Ancak ne yazık ki işler zamanla değişebilir. İnsanlara bakışınız bile. Hatta âşık olduğunuz kişi de etkilenebilir bu değişimden. Çok sevdiğiniz alışkanlıklarınız onu rahatsız etmeye başlayabilir. Daha önce ortak fikirde olduğunuz konulara bakış açılarınız değişebilir; farklı bakış açıları nedeniyle tartışmaya başlayabilirsiniz. Partnerinizin hep “aynı” oluşu size bir zaman sonra “sıkıcı” gelmeye başlayabilir. Ya da tam tersi olarak, partneriniz o kadar değişir ki onu neredeyse tanımıyor gibi hissedebilirsiniz. Ve tüm bunlar, ilişki içindeyken artık kendinizi mutsuz hissetmenize ve tatminsizliğe sebep olabilir.

shutterstock_286776635

Bu durum, partnerler birbirleriyle açıkça konuştuklarında genellikle çözülür. Ama ilişkilerdeki problem asıl burada başlıyor: Sorunlarla yüzleşecek olma kaygısı. Çoğu zaman bu kaygıyı hissetmek ve bu kaygıyı duyarken konuşmayı nasıl başlatacağını bilememek, tarafları harekete geçmekten alıkoyabiliyor. Daha önce denemiş olsanız da ağzınızdan yanlış çıkan sözler, yanlış anlaşılmanıza ve tartışmanın daha da büyümesine neden olabiliyor. Çift arasındaki sorunların çözüme kavuşturulmaması ve bu sorunlarla örülen duvarlar sonucunda ise tek çare ayrılık gibi gözüküyor.

Ayrılık, uzun süren sıkıntılar sonucunda zorunlu gibi görülse de, ya partnerlerin birbirine olan sevgisi içten içe devam ediyorsa ve çiftlerin içinde hâlâ ilişkiyi yoluna koyma arzusu bulunuyorsa? Bu noktada, ilişkiyi kaybetmekten başka çözüm yolları da olabileceğini düşünmek gerekiyor. Çoğu yolu denemiş olsanız bile, dışarıdan bir gözün size yardım edebileceğini kabul etmeniz, denemediğiniz çözümlerden biri olabilir.
Dışarıdan bakan o kişiyi bir “yabancı” olarak görmektense yaşadığınız sorunlar konusunda eğitimli ve donanımlı biri olarak görmeniz, ilişkinizdeki sorunların üstesinden gelmenize yardımcı olacaktır. Bu kişi bir danışman ve rehber olarak yeni bir bakış açısı kazanmanıza yardım edecektir.

shutterstock_400424920

İlişki ve aile danışmanlığı ya da diğer bildiğiniz isimlerle çift terapisi ve evlilik terapisi gibi terapi yöntemlerinde danışman, bilinenin aksine, çiftlere kesinlikle ne yapıp ne yapmamaları gerektiğini söylemez. Bunun yerine, terapi odasında siz ve partneriniz, geçmişinizi ve şimdiyi yansıtarak, her şey hakkında konuşarak geleceğinizi şekillendirirsiniz. Çift terapisinin en önemli noktası ise çiftlerin kesinlikle birbirlerine karşı açık olabilmeleridir. İki kişinin de iyi bir dinleyici olması ve altta yatan gerçek sorunu bulmak için birbirlerini anlamalarına yardımcı olunması gerekmektedir. Danışman ise bu noktada rehber görevi görerek farkındalığı arttıracak ve direnç gösterilen noktaları açarak konuşmanın devamını sağlamak için çalışacaktır. Terapistiniz sizin adınıza sorumluluk almayacak, karar vermeyecektir ve asla taraf tutmayacaktır. Çift terapisindeki asıl amaç ilişkidir ve terapist, ikiniz için de oradadır. Konuşmaktan korkulanlar, yanlış inançlarınız, geçmişiniz ve geleceğinizle ilgili kaygılarınız, çift terapisinin konularını oluşturabilir. Bu noktada “Ne zaman yardım almak daha doğrudur?” sorusu akıllara gelebilir. Bu soruya yanıt olarak, ne zaman size “doğru” gelirse, ne zaman “ihtiyacınız olduğunu” düşünürseniz, diyebiliriz. Küçük sorunlar, mutluluk söz konusu olduğunda hiçbir zaman küçük değildir. Kafanızı kurcalayanın “gerçek bir ilişki sorunu” olmadığını düşünebilirsiniz ama eğer iki partner arasındaysa sorun, hepsi çözülmeye değer, gerçek birer ilişki problemidir.

Çift ve aile terapileri, tarafların hep bir arada kalmasını da garanti etmez. Terapiye gidiyor olmanız, ayrılmayacaksınız demek değildir. Eğer ilişkide kalmak iki taraf için de yararlı değilse terapi, bu durumu fark etmenize, nelerin yanlış olduğunu görmenize ve daha anlayışlı bir şekilde ilişkiyi sonlandırmanıza yardımcı olacaktır. Hatta böylece “neden?”ler ve “keşke”lerden uzak bir ayrılık yaşanabilecektir. Üstelik eğer çocuklar da varsa arada, onlara da daha sağlıklı bir ortam sağlanmış olacaktır.

Unutulmaması gereken nokta ise çift ve aile terapisinin her zaman yararlı olacağı. Sonucu ne olursa olsun. Kendinizi tanıyarak, partnerinizi anlayarak, farkındalığınız artmış bir şekilde daha güçlü hissetmek için bir uzmandan destek isteyebilirsiniz. Küçük problemlerin büyük sorunlara dönüşmesini beklemeyin. Şu an bu ilişki içindesiniz ve ikiniz de bu ilişkiyi sevgiyle yaşamayı hak ediyorsunuz.

Back-Up Psikoloji Rehberi Ece Konuralp