Her anne-baba çocuğunun kendine güvenen, bağımsız ve kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler olarak yetişmesini ister. Bu noktada yapılması gereken çocuklara sorumluluk duygusu kazandırabilmektir. Sorumluluk, öğrenilen bir beceri olmakla beraber bireyin toplum içinde yaşarken üzerine düşenleri yerine getirmesi ve davranışlarının sonuçlarını üstlenebilmesi özellikleriyle insan karakterinin en önemli öğesidir. Özgüven ve sorumluluk ise paralel gelişen değerlerdir.
Küçük yaştan itibaren sorumluluk duygusu geliştirilmeye başlanmış, sorumluluklarını yerine getirdiğinde takdir gören çocuk, bir şeyler gerçekleştirebildiğini görecek, benlik değeri güç kazanacak ve özgüveni artacaktır. Bu yaştaki çocuklar kendi sorumluluklarını almayı bilemeyeceklerinden öncelikle onlara uygun olacak şekilde basit görevler ve sorumluluklar vermek gerekmektedir.

Kid-Eating-FoodÇocuğun küçük olduğu düşüncesi ile “o daha yiyemez; o daha giyemez” zihniyetiyle sorumluluk verilmeyen çocukların özgüveni olumsuz yönde etkilenir ve çocuklar da o görevi beceremeyeceklerini düşünmeye başlar. Bu durum, çocuğun büyüdükçe de verilen bir görevi yapamayacağını düşünen, kaygılı ve yetersizlik duygusuyla yetişmiş bir birey haline gelmesine sebep olabilir.

Her türlü ihtiyacı ebeveynleri tarafından karşılanan, hatırlatılan, nerede ne yapması gerektiği söylenerek eleştirilen çocuklar hayatta utangaç, çekingen ve bağımlı bir kişiliğe sahip olabilirler. Önceki zamanlarda anne ve babaya daha sonra da herhangi bir otorite figürüne bağımlı olarak onlara danışmadan iş yapmayı tercih etmezler. Yaşadıkları özgüven sorunu sebebiyle kendisine “hayır” denecek ve reddedilecek korkusu ile duygu ve isteklerini rahatça ifade edemez olurlar. Böyle çocuklarda okul kaygısının daha yaygın olduğu ve uyum problemlerinin görüldüğünü söyleyebiliriz.

Çocuğu aşırı korumak kadar eleştirmenin ve kısıtlamanın da kişilik gelişimine etkisi vardır. Çoğu zaman çocuğa fayda sağlama niyetiyle sergilenen bu davranışlar, çocuğu olumsuz yönde etkileyerek özsaygısını azaltmaktadır. Verilen ufak ve uygun sorumluluklar, çocuğun yapabileceği ve ayrıca onu motive edecek nitelikte olmalıdır. Altından kalkamayacağı yetişkin sorumlulukları ve ilgisini çekmeyen sorumluluklar çocuğu demoralize ederek yine güveninin kırılmasına sebep olacaktır. Kendi başına yemek yiyebilme, kendi kıyafetini seçme, giyinip soyunabilme, masanın kurulmasına yardım etme gibi ufak sorumluluklar masayı temizleme, ev temizliği ya da kendinden daha küçük birine göz kulak olma gibi ağır işlere kıyasla daha uygundur.

Verilen sorumlulukları yerine getirebildikleri için olumlu geribildirim almak; ebeveynleri tarafından beğenilmek çocuk için önemlidir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, anne-baba sevgisinin başarılı olmaya bağlı olmadığını, çocuğa bir görevi yerine getirmeyi beceremediğinde eleştirilmeyeceğini anlatmak ve olumlu duruma odaklanması için ne yapmaması gerektiğinin değil de ne yapması gerektiğinin söylenmesidir.

Çocukların sorumluluklarını öğrenmesi uzun bir süre alabilir, yeni bir davranış kazanımı anında gerçekleşecek bir olgu değildir. Bu süreçte ebeveynlerin sabırlı ve anlayışlı olması gereklidir. Ortalık dağılabilir, eşyalar kırılıp dökülebilir, çocuğun üstü başı kirlenebilir. Aşırı düzenli ailelerde, oyuncakların dağılmasının ardından çocuktan toplama görevinin beklenmediği görülmektedir. Dağınıklığa tahammülü olmadığı için harekete geçen ebeveyn konusunda çocuk, bu görevin anne-babasına ait olduğunu düşünebilir, dolayısıyla bunu yapmaktan da kaçacaktır.

Bu kritik dönemlerde, zaman oldukça önemlidir. Yerleşen davranış ve düşüncelerin değişmesi çok mümkün değildir. Bu sebeple bu dönemin iyi değerlendirilmesine özen gösterilmelidir.

Çocukların ebeveynlerini model aldığı ve çoğu davranışı gözlemleyerek öğrendikleri unutulmamalıdır. Çocuklardan beklenenleri onlara iletmeden önce, bir yetişkin olarak kendinizin o görevin ne kadarını yerine getirdiğinizin farkına varmalısınız. Çocuğunuzun sofra kurulması veya toplanmasına yardım etmesini istiyorsanız; çocuğun anne ve babanın bu sorumluluklarda birbirlerine eşit olarak yardımcı olduğunu görmesi gerekmektedir. Babanın ev işlerinde yardımcı olmadığını gören çocuk da bu görevi reddedebilir.

dis_fircalayanÇocuğun kendi değerinin farkında olabilmesi ve hayatta önemli biri olduğunu düşünmesi onu sosyal hayatında rahatlatacak, kendine olan güvenini arttıracak ve yeni şeyler denemesi için cesaretlendirecektir.

Çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun, yaşına ve gelişim basamaklarına uygun bir sorumluluk bulunması mümkündür.

“Daha yaşı küçük” düşüncesiyle çocuklara herhangi bir görev vermediğiniz 2-3 yaşları aslında çocukların yeni becerilerini uygulamak için oldukça istekli oldukları dönemdir. Bu istekleri öylesine yoğundur ki, zaman zaman inatlaşma ve krizler bile yaşanabilir. Bu yaşta özgürlük, sorumluluk ve kurallar arasında denge kurarak çocuğunuzun kendini, sınırlarını ve becerilerini keşfetmesini destekleyebilirsiniz. Basit giyecekleri giyebilir, kaşık çatal tutmaya başlayabilir, bardaktan su içme çalışmalarına başlayabilir. Yemeğini kendi başına yeme sorumluluğunun onu nasıl geliştirdiğini gözlemleyebilirsiniz.

3-4 yaşları çocukların hareketlenmeye başladıkları dönemlerdir. Ebeveynler tarafından koyulan kuralları genişletmeye çalışabilirler. Bu dönemde öz bakım becerileri üzerinde çalışmak yararlı olacaktır; diş fırçalama, elini yüzünü yıkamak vb. Kendi alanları ve aktivitelerinin sorumluluğunu bilerek, oynadığı oyuncağı kaldırması, dağıtılan oyuncakları sepete koyması da bunlara örnek verilebilir.

5-6 yaşlarındaki çocuklar bilişsel ve sosyal olarak daha fazla geliştikleri bir dönemdedirler. Sorumluluk daha çok anlam kazanmaya başlar. Önceki dönemler bu yaşlardaki bilinci oturtmak için temel oluşturmaya yöneliktir. Ev işlerinde ebeveynlere yardım edebilir ve sofra kurallarına uyum gösterebilirler. Kendi başlarına giyinme becerileri gelişir ancak bu beceriler yetişkin düzeyinde değildir. Bu konuda anne babaların sabırlı olması ve çocukları kendi başlarına giyinmeye cesaretlendirmeleri gerekmektedir. Bunun için çocuğa yeterli zaman verilmeli ve bu zaman ebeveyn tarafından bölünmemelidir.

7-12 yaşlarında çocukların hayatına akademik hayat girer. Sorumluluklar da bu yönde gelişecektir. Ödevleri takip etmek ve zamanında yapmak, eşyalarına sahip çıkmak, ders gerekliliklerini yerine getirmek, çanta düzenlemek gibi… Buna eşlik eden ev sorumlulukları da (odasını toplamak ve ev işlerindeki yardım) gelişir.

Son olarak, sorumluluk sahibi çocuklar, kendi kararlarını alabilen, karar verirken değer yargılarına dikkat eden, bağımsız davranabilen, özgüveni yüksek, empati kurabilen, kendilerine yeten çocuklardır. Yukarıdaki şekilde yönlendirilen çocuklar davranışlarının iyi ya da kötü sonuçlarına katlanmayı göze alarak sorumlu bir birey haline gelirler.

Back-Up Psikoloji Rehberi Ece Konuralp